Prof.Dr. Hüseyin
ŞENOCAK
İLKELİ OLMAK
 
       
drhsenocak@hotmail.com
İnsanların davranışlarına bakarak ve onlardan bir sonuç çıkararak, o insan hakkında verdiğimiz hükme "Şahsiyet" diyoruz.Şahsiyetin o kişinin tüm yaşamına yansımasını da toplumun değer yargıları ile derecelendirerek ilkeli olmak veya ilkesizlik olarak tanımlıyoruz.  Çoğu zaman şahsiyetli veya şahsiyetsiz gibi deyimler o kişinin sadece  ahlaki davranışları hakkında verilen hükümlerdir.Ancak bu değerlendirme bu kadarla sınırlı değildir .Şahsiyet ve ilke o kişinin görünen görünmeyen tüm yaşamıdır.
İnsan son derece dinamik bir varlıktır,çevresiyle birliktedir,çevrenin içindedir,onun ürünüdür.Aynı zamanda çevresini değiştiren bir varlıktır.İnsan ve çevresi arasında son derece canlı bir ilişki vardır.Bu bir yaşam koşuludur.Bu değiştirme,denetleme ve düzenlemeyle belirlenen ilişkinin temeli ilkeli olmaktır.
Görgü ve bilgilerimiz ne kadar yüksek,zengin ve kuvvetli olursa olsun dürüst,temiz ve sağlam bir ahlaka istinat etmedikçe faydası yoktur.Güç ve mevki sahibi insanların sahip oldukları  bilgi ve görüşerle başkalarının  sorunlarını çözme yerine  yalnız gücünü ve pozisyonu koruma çabasında olmaları ilkesizliğin en anlaşılırtanımıdır.
İkiyüzlü bir kimseye hiçbir insan güvenemez,başkalarının ve özelikle yakınlarının ve dostlarının sıkıntılarına ortak olmayanlar,kendilerini topluma adamış gibi gösterip  o sıkıntılardan nemalanmayı düşünenler aslında kazandıklarını zannederek yanılırlar Üstelik Bu davranışları ile gizlemeye çalıştıkları kişiliklerini yani ilkesizliklerini sergilemiş olurlar. .Dünya küçüktür,herkes herkese muhtaçtır.Hiçkimse üzerinde elinde tuttuğu kuvveti sonuna kadar kendi tekelinde tutamaz.  çelişkiler ve yalanlarla sürdürmeye çalıştığı kişiliği mutlaka ama mutlaka herkesin anlayacağı şekilde gözler önüne serilir.Kendi kişiliğine saygı duymayan bir insanın başkalarının gözlerine sokarak göstermeye çalıştığı saygı gerçek ve samimi duyguların bir ifadesi olamaz.
İlkeli bir insan kendisinden beklenenin hep daha fazlasını verir.Ahlak konusunda başkalarına hep örnek olur.Haksızlıklar karşısında susan ve gerçekleri söylemeyip rol kesenler ilkesizliğin temsilcileridir..Başkaları bizim davranışlarımız karşısında iyi ve kötü tavırlar almamış olsalardı,ilkeli olmanın önemi anlaşılmazdı.
Erzincan insanında,tavır ve davranışlarında usul ve geleneklere uyarak hareket ettiği için ciddiyet vardır.Bu ağırbaşlılık onlara tabii bir vakar kazandırmıştır.Bizim insanımız o acıya,ölüme,yoksulluğa öylesine dayanan Erzincanlımız nasıl oluyorda bilinçli yada bilinçsiz olarak son yıllarda kendini aldatanları tanıyamıyor ve onlara inanıyor aslında onları tanıyor ama sesini çıkarmıyor. Azıcık onları sorgulama gücünü bile kendinde bulamıyor. Bu tedavisi güç olan bir kişilik çözülmesi ve dejenerasyondur. ve hızla yayılmaktadır.
Zaman gelir ikbal dönemi biter.Bir kişi vicdanıyla baş başa kalır.Tek başına birşey olmayanlar,birbirlerini koltuk değneği olarak kullanarak belli noktalara ulaşma çabaları biter.
Ilkeli olmak,ruhumuzu okşayan,bizi manen değiştiren,bize tatlı bir heyecan veren bir mefhumudur.Hepimize düşen iş,davranışlarımıza sevgi,iyi niyet ve sorumluluk katmaktır. Bu insanlığın gereğidir.
Erzincan da yaşayan herkes kendine ikbal içinmi yoksa hizmet için mi, değer verenleri çok iyi bilmektedir. Ancak onları gizlemeyip sergilemeside  ilkeli bir yaşamın  şartıdır.
Hoşça kalın