Alperen TÜRKOĞLU
aturkoglu24@hotmail.com
AY TUTULMASI
Geçen haftaki yazımızın başlığını hatırlayalım ILIMLI İSLAM AŞISI. Ne demiştik o yazımızda; Türklükle Müslümanlığı birbirinden koparırsanız her aşı tutar.  Nitekim başı örtülü bir Müslüman Türk kızı olan Nuray hanım, televizyonlarda; "Kurtuluş savaşı olacağına İngiliz hakimiyeti olsaydı daha iyi olurdu, Humeyni'yi seviyorum, Atatürk'ü sevmiyorum" diyebilecek kadar ruh köklerinden kopmuş durumda. Peki bu kopuş kendiliğinden mi oldu? Hayır. Örnek mi istediniz? Buyurun birkaç örnek. Ne diyor üst düzey bir hükümet yetkilisi;
" Ankara'nın şerrinden Brüksel'in şefaatine sığındık"
Ankara'nın şerri ne? Kocatepe Camiinden yükselen ezan sesi. Brüksel'in şefaati ne? Kiliselerin tepesinde çınlayan çan sesi. Bu cümleyi bir başka  şekilde okuyabilir miyiz? Okuruz okur. Haydi hep birlikte okuyalım;
KURTULUŞ SAVAŞI OLACAĞINA İNGİLİZ HAKİMİYETİ OLSAYDI DAHA İYİ OLURDU.
Dışişleri bakanımız Babacan son Avrupa seyahatinde konuşuyor;
" Türkiye'de Müslümanların dinini yaşamaları noktasında problem var"
Kime şikayet ediyor? Haçlı dostlarımıza. Yani Brüksel'den  şefaat bekliyor. Gelin bir okuma daha yapalım;
KURTULUŞ SAVAŞI OLACAĞINA İNGİLİZ HAKİMİYETİ OLSAYDI DAHA İYİ OLURDU.
Tercüman  gazetesinden Behiç KILIÇ beyin 05.06.2008 tarihli köşe yazısından bir paragraf alalım.
"11.06.2005 tarihinde Prof. Dr. Erik-Jan Zürcher"e Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde yapmış olduğu önemli katkılardan dolayı üstün hizmet ödülü verilmişti. Türkiye'nin Lahey Büyükelçiliği'nde düzenlenen törende Zürcher'e ödülü Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından, Büyükelçi Tâcân İldem aracılığı ile sunulmuştu. Profesöre teşekkür belgesi ve 'Atatürk armalı' altın madalya verilmişti.1953 yılında doğan Prof. Dr. Erik-Jan Zürcher, Türkiye Tarihi'yle ilgili çalışmalarıyla tanınıyor. Leiden Üniversitesi Öğretim Üyesi Zürcher'in meşhur yayınları arasında Milli Mücadelede İttihatçılık (Doktora tezi - 1984) ve Modernleşen Türkiye'nin Tarihi (1993) yer alıyor.
Sayın Zürcher, "Türkiye Ermeni Soykırımını yapmıştır. Tartışmaya yer verilemeyecek kadar açıktır. Türkiye Soykırımını kabul etmeli" diyor.
Atatürk için; "Diktatör", diyor.
Pardon ne ödülü vermişiz? Üstün hizmet madalyası. Kime? , "Türkiye Ermeni Soykırımını yapmıştır. Tartışmaya yer verilemeyecek kadar açıktır. Türkiye Soykırımını kabul etmeli, Atatürk diktatör" diyen adama.
Nuray hanım ne demişti;
"Humeyni'yi seviyorum, Atatürk'ü sevmiyorum"
Eee şimdi bu şartlarda Nuray hanım Sayın Zürcher'e aşık olursa kabahati kimde aramamız lazım?
Şimdi birileri çıkıp pekala da " Nuray hanım ajan provakatör" diyebilir. Şimdi sizler bir yıl öncesine götürüp kareyi tamamlayalım.
İli Erzincan, ilçesi İliç, köyü Boyalık, etkinliğin adı Boyalık Köyü Keşkek Şenliği. Türklüğünden, Müslümanlığından asla şüphe edemeyeceğim bir köylü kardeşimizin dilinden dökülen ve gökleri çökertecek bir cümle;
" Hazreti Peygambere inandığım gibi  Amerika olmadan bir şey olmayacağına inanıyorum"
Bu cümlenin açılımı ruh alemimde tsunamilere yol açıyor. Bu yüzden sevgili okuyucularım beni bağışlayın ve biraz da siz düşünün.
Bak Nuray hanım senin ay doğmamış halin olan NUR kardeşimiz Ebu Garib hapishanesinden yazdığı mektupta vicdanı körelmiş insanlığa nasıl haykırıyor;
"Halkıma, Ramadi`nin, Halidiye`nin ve Felluce`nin insanlarına; erdem ve onurlarını kaybetmeyen tüm dünyadaki insanlara...
Bu size, Amerikan-Siyonist hapishanesi Ebu Garib`ten kardeşiniz Nur`un mektubudur.
İnanın buradaki aşağılanmayı, sefaleti ve haysiyetsizliği size nasıl anlatacağımı, kelimelere nasıl dökeceğimi bilemiyorum.
Siz sıcak evlerinizde karınlarınızı doyurup sevdiklerinizle bir arada otururken bizim maruz kaldığımız aşağılanma ve çektiğimiz açlığı, sizler su içerken çektiğimiz susuzluğu, sizler derin uykuda iken Amerikalıların bize yaşattığı uykusuz geceleri, sizler giyinikken bizim yaşadığımız çıplaklığı, bizi soyup önlerinde sıraya dizmelerini nasıl anlatabilir, nasıl kelimelere dökebilirim...
Kardeşlerim;
Allah'a yemin ederim ki, yaşadıklarımızı dile getirmekten acizim. Bundan ar ediyorum. Ama yine de kelimelere sığınarak size olanları anlatacağım. Amerikalıların bizlere yaptığı haysiyetsizlikleri, çektirdiği eziyeti, işkenceyi ve aşağılanmaları elimden geldiğince anlatacağım...
Hayvani zevklerinin aracı olmadığımızda, kendimizi şehvetlerine teslim etmediğimizde bizi nasıl öldüresiye dövdüklerini ifade etmeme izin verin...
Siz ey bizim dini liderlerimiz olarak ortalarda tozup gezenler!
Amerikalıların bize reva gördüğü bu cinsel ve hayvani eziyetler karşısında hâlâ nasıl oluyor da açık alınla ortalarda görünebiliyorsunuz?
Peygamber Efendimiz'in en değerli hazineniz buyurduğu haysiyet ve şerefinizi çiğnetmekten pek sıkılmış gibi görünmüyorsunuz.
Biz çoktan ölüme razıyız. Burayı yerle bir edin!
Hepimizin karnında onların piçleri var! Çoğumuz hamileyiz! Biz dünden ölüme razıyız!
Size yalvarıyoruz; gelin ve kurtarın bizleri! Size, ailelerimize ve ülkemize daha fazla utanç vermemek için ölmek istiyoruz! Bizi öldürün! Size yalvarıyorum; Allah için bizleri, Amerikalılar`ı ve onların piçlerini öldürün!
Allah rızası için! Size yalvarıyoruz."
Nuray hanım bunların içinde başrol, İngiliz askerlerinin. Heveslendiğin şeye bak. Sana bir de nasihatim olsun. Ayyıldız bizim bağımsızlık sembolümüz. Bunu bir an için kaybettiğimizi düşünelim. Bak güzel kardeşim yıldız bizden kayarsa sende de ay tutulur. O zaman senden geriye  yukarıda mektubunu okuduğumuz Nur kalır, Nur. Benden söylemesi.