Bir önceki yazımızda Aydınlar Ocaklarının İnegöl Oylat'ta yapılan 30. Büyük Şurasında 'Anadolu Aydınlar Ocağının' temsilcisi olarak yaptığım konuşmayı köşemizde paylaşmaya başlamıştım bu yazımızla konuşmamı tamamlayacağım.
4-) Son günlerde kabul edilen bünyemize uymayan diğer bir kanun da Turizmi Teşvik Yasasıdır. Bu yasa ile de sahillerimiz tamamen yabancı şirketlere bir nevi peşkeş çekilmekte ve yabancı turist gelmesi düşüncesiyle kıyı şeridimizin veya turizme müsait yerlerin konumlarına bakılmaksızın oteller yapılması için ağaç kesilmesi, Ormanların katledilmesine göz yumulmaktadır. Bu kanuna göre mesela 1 dönüm ormanlık alanı kesenler karşılığında 3 dönüm ağaçlandırma yapmalarını ön şart olarak belirtmiştir. Ama çok iyi bilinmektedir ki yüzlerce hatta binlerce yılda meydana gelen ormanın ortaya çıkarmış olduğu ekolojik dengeyi -bitki örtüsü çeşitliliği, uygun hayvan türünün barınmaları, böcekler dahil ekolojik dengeyi yeni yapılacak ağaçlandırma ile sağlamak mümkün değildir. Bu yanlışlıktan dönülmelidir.
5-) Bizler birey olarak nasıl ki kendimize hakaret edilmesini kabul etmez ve karşı koyar isek, enaz 5000 yıllık tarihi geçmişi olan mensup olduğumuz milletimize ve değerlerimize de hakaret edilmesini, küfür edilmesini, küçük düşürücü davranışlarda bulunulmasını tabi ki istemeyiz ve kabullenemeyiz. Ancak malumunuz olduğu gibi TCK 301.nci madde değiştirildi. Evet, Beyinleri dumura uğramış, yabancıya hizmet etmeyi alışkanlık haline getiren, düşünce özgürlüğü ve demokratik hak adı altında mandacılık özlemlerini gün ışığına çıkaran, basın ve medyanın köşe başlarındaki satılık kalemler, 2.nci cumhuriyetçiler, bölücüler, din bezirganları ve 'kuş beyinli aydıncıklar' sayesinde TCK.301.md.si değiştirildi. Bu değişikliğe gerek Aydınlar Ocakları, gerekse milletimizin değerlerine duyarlı siyasi parti dernek ve kuruluşlar ve her Türk Milliyetçisi karşı çıktı. Ancak teslimiyetçi iktidarın 'sayısal gücü' ile değişiklik Mecliste kabul edildi.
Değiştirenler diyorlar ki; "Türk Milleti ile Türklük kavramının arasında fark yok, neden karşı çıkıyorsunuz?" hemen soruyoruz? Fark yok ise neden değiştirdiniz? Ve diyoruz ki, Türklük kavramı sadece Türk Milleti kavramının kapsadığı özellikleri değil aynı zamanda, milletimizin tarihte var olduğu günden itibaren yaşadığı değerleri, kültürü, geleneği, örf ve adetleri de kapsamaktadır. Daha geniş, kuşatıcı ve bütün bir kavramdır. Bu nedenle de değişmemeli idi diyoruz. Bu değişikliğin diğer bir teknik yanı, ceza oranının üst sınırının 2 yıla indirilmesi ile Türklüğe hakaret ve küfür etmek adeta serbest hale getirilmiştir. Çünkü, 2 yıla kadar verilen cezaların paraya çevrilmesi ve tecil edilmesi -ertelenmesi- söz konusudur. Buda Türk düşmanlarının küfretmesine hakaret etmesine kapıları ardına kadar açmak demektir.
TCK'nun 301.nci maddesinin de değiştirilmemesi gerekirdi. Şayet değişecek ise ağırlaştırılmalı idi ve alt sınırının bir yıla, üst sınırın 4 yıla çıkarılması uygun olurdu.
Değerli hazurun, şu çok iyi bilinmelidir ki, her millet, devlet kendini ve değerlerini korumak için ceza kanunlarında benzer maddeleri bulundurmaktadırlar. Hatta İtalya ve Polonya'da ceza sınırı 1-3 yıl arası, Almanya'da 3 yıla kadar ceza öngörülmektedir. Türklükten rahatsız olanlar Türk'ü sevmeyen ve soyundan şüphesi olan insanlardır. Çok şükür bizim bir şüphemiz yoktur. Ancak bu değişiklikten sonra korkarım ki, "Halkı askerlikten soğutmayı" suç sayan TCK. 318. md.nin de değiştirilmesi gündeme gelecektir.
NELER YAPMALIYIZ.
Bişri Hafi "Dün öldü, bugün geçiyor, yarına hazırlanmalıyız." diyor. Ben ise diyorum ki, Türk Milleti dün vardı ve ölmedi. Değerlerimiz, geleneklerimiz, örf ve adetlerimiz kısacası tarihimiz ve kültürel varlıklarımızla Türk-İslam Ülküsü ile bugün hala yaşıyor. Bu değerlerimizi geleceğe de taşıyoruz, taşımak zorundayız. Ancak geleceğe taşırken de değerlerimizi koruyarak ve teknoloji ile bilim ve bilgi ile mücehhez hale getirerek bunları geleceğe taşımalıyız. Özellikle gençlerimizin bu düşünce ile yetişmelerine vesile olmalıyız. Böyle yapmadığımız zaman geçmişimizi de geleceğimizi de öldürmüş oluruz.
Şuramıza bugün sunulan ve sayın Sakin ÖNER başkanlığında arkadaşlarının hazırlamış olduğu, "Dünyaya Türkçe Bakış" diyeceğimiz "Türkçe'mizin doğru ve güzel kullanılması ve başta tabelalar dahil olmak üzere, ülkemizde üretilen veya yurt dışından ülkemize giren tüm ürünlerinin isimlerinin Türkçe karşılıklarının bulunması ve kullanılması için Yasa Teklifi hazırlanması ve bunun hayata geçirilmesi için Meclisteki Partilere sunulması, kanun olarak kabulü için takip edilmesi teklifini çok olumlu buluyorum. Bu ve benzeri çalışmalar için Aydınlar Ocağı Genel Merkez bünyesinde "Milli Duyarlılık Komisyonu" kurulmalı. Bu komisyonda konusunda uzman kişiler çalışma ekipleri oluşturmak suretiyle Ülkemizin ve Türk Milletinin birlik ve beraberliğini zaafa uğratıcı hertür çalışmalar anında değerlendirilmeli, hazırlanacak yazılı metin tüm Aydınlar Ocaklarına anında duyurulmak suretiyle birlikte yapılacak girişimlerle konu ülke gündemine taşınmalı, bu konuda zaman zaman basın açıklamaları ile ve zaman zamanda toplantı vb. çalışmalar ile yetkililer ve ilgililer uyandırılmalı, zararlı olabilecek çalışmaların önüne geçilebilmelidir."
Türk - İslam Ülküsünün bayraktarları, siz Aydınlar Ocaklı 'bilen ve bildiğini bilen BİLGE insanları' sizinle geleceğe yürümek çok güzel. .