Kontrol altına alınamayan enflasyon ve giderek büyüyen ekonomik durgunlaşma, finans piyasalarının nefesini kesiyor; iyimser beklenti içersinde olanlar şok üstüne şok yaşıyor. Yaşanan ekonomik olumsuzlukların nedeni olanların çabaları da durumu düzeltmiyor. Finans piyasalar güne umutlu başlamak, doların kayıplarını geri aldığını ve başta petrol olmak üzere hammadde fiyatlarının gerilediğini görerek iyimser bir ortam yaratmak istiyor; fakat olmuyor; artık taşıma su ile değirmen dönmüyor, gerçekleri görmezden gelip kısa vadeyi uç uca ekleyerek günü kurtarmak mümkün olamıyor. Ekonomilerdeki sorunlar hızla ağırlaşmaya devam ediyor.
Finans piyasaları değiştiremedikleri pozisyonları nedeniyle çok kısa vadeye bakıyor ve kendi çıkarları doğrultusunda fiyatları yönlendirmeye çalışıyorlar, artık başarılı olamıyor ancak bundan da vazgeçmiyorlar.
Amerikan ekonomisi çöküntü içersinde; cari açık ve bütçe açığında ki durum çöküntüyü özetliyor. Buna ek olarak mali sektörde sorunların ağırlaşıyor olması ise belirsizlik ve kırılganlığı artırırken, bu ekonominin riskini alma isteği azalıyor. Faaliyet gelirlerindeki tempolu gerilemeyi gizleyen faaliyet dışı gelirlerin bundan sonra pek mümkün olmayacağı, hatta zarar üreterek çok daha büyük sıkıntıları tetikleyeceği, durgunluğu derinleştirirken işsizliği rekor düzeylere çıkaracağı endişeleri de büyüyor.
Bu olumsuzlukları gidermek yada yavaşlatmak için enflasyon tehlikesine rağmen piyasaya düşük faizle para sürmeye devam ediliyor. Sermayenin tabana yaygınlığı, küresel gücü bir süre daha koruma isteği ve bankacılık sistemindeki birikmiş sorunlar gibi faktörler bu tercihte belirleyici oluyor. Bu tablo doları yatırım yapılabilir bir para birimi olmaktan çıkarıp düşük maliyetli borçlanma aracı haline dönüştürdükçe sıkıntı büyüyor ve gelişmeleri yönlendirmek imkansızlaşıyor. Amerikan Merkez Bankası son dönemde, kısa vadeli faizleri, yükselen enflasyona rağmen, yüzde 2'ye çekip orada tutması, mali sektördeki kurtarma operasyonlarına devam edileceğinin anlaşılması gibi gelişmeler dolardaki değer kayıplarının devam edeceği ve enflasyon baskısının giderek artacağı anlamına geliyor.
Japon ekonomisi de Amerikan ekonomisine benziyor dolar ve yen cinsi para arzlarındaki yükselmeler enflasayonist baskıyı yükseltiyor ve finansal yapıyı olumsuz etkiliyor. Bu dönemde sorunlar gidrek büyüyor. Avrupa Birliği ise ABD ve Japonya'dan farklı olarak enflasyondaki yükselişi öncelikle durdurmak yönünde bir tercih kullanıp durgunluğu göze alıyor. AB Merkez Bankası kısa vadeli faizleri yükseltmeye başladı ve Euro gerek dolar, gerekse yene karşı güçlendi. ABD ve Japonya'da mevcut tercihler değişmediği sürece başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki genel yükseliş zamana yayılarak devam edecek; enflasyon yükseldikçe küresel düzeyde risk alma isteği zayıflayacak ve bunun sonuçlarına katlanmayacağını düşünenler piyasaya likidite pompaladıkça bindikleri dalı kesmeye devam edecekler. Petrol ve hammadde fiyatları yükseldikçe küresel düzeyde enflasyonist baskı artacak, bu baskıyı gidermek adına durgunluğu göze alamayan ekonomilerin parası daha hızlı değer kaybedecek, mali sistemleri kırılganlaştıkça ekonomileri irtifa kaybedecek.
Rusya güç dengesini kendi lehine değiştirmek ve pazarlık gücünü artırmak için enerji fiyatları ile oynuyor. Özetle söylemek gerekir ise gelişmiş Batı ekonomileri dışındaki sorunlu ekonomilerin esas oyuncularının ekonomik stratejileri doların değerini olumsuz yönde etkileyecek.
Amerikan ekonomisinin çok büyük sorunları var. Karşısında da kendi çıkarlarını korumaya çalışan güçlü rakipleri var. Amerikan ekonomisinin hızla kötüleşeceği dönem daha yeni başlıyor, finans piyasalarında ki çöküntü müdahale şansını azaltıyor. Ekonomik olumsuzluklar giderek derpleşiyor. Bu durum devam ettiği sürece geleceğe iyimser bakmak pek mantıklı görülmemeli. Amerikan Ekonomisinde ki durgunluk ve enflasyon ikilisi finansal yapıyı olumsuz etkilemeye devam edecek ve kayıpların daha da büyüyeceği, hammadde fiyatlarında ki yükselmenin ve doların değerindeki düşmenin kısa vadede düzelmeyeceği tahmin ediliyor.