HIZLI, FARKLI, ÇEKİŞMELİ; GEÇMİŞTEN KOPUK SİYASETE VE BİR YAZIYA DAİR
Hızlı diyorum, çünkü büyük bir çekişmeyle kendini tanıtma kampanyası başlatan aday adayları; basını, telefon operatörlerini, bilbordları, el ilanlarını ve çeşitli araçların üzerini giydirerek, adeta seçim sathına giren ülkenin, milletvekili adayları yarışıyor havasındalar!
Gerek iktidar partisi AK Partinin, gerek ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisinin ve Milliyetçi Hareket Partisinin aday adaylarını belirleme ve aday tespit etme stratejileri birbirinden farklı olsa da aday adaylarının kendilerini tanıtma, güçlü gösterme çabaları ise aynı.
Geçtiğimiz günlerde Türk siyasetinde, iktidar partisinde yer alan ve iki dönem önemli bir bakanlığı da yürüten hemşehrimiz Sayın Binali Yıldırım’ın yer aldığı AK Partinin aday adaylarına yönelik bir yazı kaleme alındı. Yazının üslubu, mizahta geldiğimiz son noktayı koyarcasına… Ne kara mizah ama… Elbette Sayın Binali Yıldırım da, Sayın Sebahattin Karakelle de, Sayın Talip Kaban da, Sayın Nedim Küçüker de, Sayın Aydın Alptekin de, Sayın Burhan Çakır da, Sayın Rafet Yazıcı da, Sayın Orhan Bulut da, Sayın Vehbi Yurt da, Sayın Sinan Kartal da Erzincanlılar. Bu şehrin insanları... Onlara isimleri ile hitap etmek normalmiş gibi görünebilir. Hatta onlar buna gülüp geçebilirler belki. İnsanlara latifeymiş, esprili bir bakış açısıymış gibi gelebilir… Ama yılların gazetecisi bir kalemin, devlet yönetiminde yer almış, bu milletin en şerefli makamlarından olan milletvekilliği, hatta bakanlığı tevdi edilmiş, öte tarafta mebusluk yapmış; söz konusu görevlerde bulunmasalar da buna medeni cesaretlerini ortaya koyarak aday olmuş, kendi cihetlerinde ve halkın nazarında saygınlığı olan kimselere sadece adlarıyla ve dalga geçercesine hitap eden bir yazıyı yazmış olmasını hiç de komik bulmadığımı söyleyebilirim. Bu yazı ile insanların en değerli varlıklarından biri olan oylarına talip insanların şahsında onlara oy verecek halk da biraz tiye alınmış olmuyor mu?
Tıpkı Sayın Hikmet Köksal gibi Sayın Tacettin Sevil de kendi köşesinden şahsi duygularını ve espri anlayışını ifade etmiş… Demek ki espriden espriye fark var! Bir de benim için çok sert veya acımasızca yazıyor derler!
Siyasetten bahsetmişken, izlemekte olduğum tablolar ve siyasi partilerin çalışmaları şimdilik beni çok heyecanlandırmıyor. Baştan söyleyeyim. Ama insanların halkın karşısına çıkarken sunacakları, yapacakları kadar geçmişte yapmış oldukları da önemli. Elbette bunlar er geç insanın karşısına çıkar veya önüne koyulur.
Kazankaya Gazetesinde Belediye eski başkanlarımızdan Rahmetli Nedim Muradoğlu’nun (Mekânı cennet olsun) günümüzden yıllarca önce bugünü gördüğü Erzincan için, mahalle aralarında ayırdığı park alanlarının belediye tarafından satıldığı ifade edilmiş, belediye başkanı Sayın Mehmet Buyruk döneminde de haber yapılmıştı.
Haberde söz konusu otopark alanlarının satıldığı doğru olmasına rağmen, mevzu Sayın Buyruk döneminden öncesine ait olduğu için tekzip edilmişti. (31 Ocak 2009)
Mahkeme kararıyla yayınlanan tekzipte, park alanlarının satışına ilişkin kararın Sayın Talip Kaban’ın belediye başkanlığı döneminde (1997 yılında) alındığı vurgulanmıştı.
Ne diyeyim, Nedim Muradoğlu’nun kırk yıl önce gördüğünü, ondan çok sonra gelenlerin göremediği; bugün ana yollarda ve ara yollarda araç park edecek yer bulamadığımız bu şehirde “Yeniden başarmak için” diyerek aday olan Sayın Talip Kaban’a diyecek sözüm de yok artık!
Erzincan’ın kazanacağı günlere dair dileklerimizle…
Vesselâm!