Ana Sayfa   |   Sık Kullanılanlara Ekle   |   Faydalı Linkler
Can Erzincan Gazetesi  

 

Son Dakika  Bugün  Künye  |  Editörler

Güncel

Eğitim

Sağlık

Yaşam

Ekonomi

Politika

Dünyadan

Kültür Sanat

Spor

Otomobil

Emlak

Merkez

Çayırlı

Ilıç

Kemah

Kemaliye

Oltukbeli

Refahiye

Tercan

Üzümlü

Video

Arşiv

FOTO GALERİ

Faydalı Linkler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorum Alanlar

  REKLAM

   Erzincan Hava Durumu

Can Erzincan Gazetesi Hava Durumu

Anasayfaya Dön

LİYAKAT Mİ MENSUBİYET Mİ?

LİYAKAT Mİ MENSUBİYET Mİ?

LİYAKAT Mİ MENSUBİYET Mİ?
Tacettin SEVİL
21/9/2011

LİYAKAT Mİ MENSUBİYET Mİ?

Ülkelerin yaşadığı açmazların, çıkmazların, gelir dağılımındaki adaletsizliklerin, zengin ile fakir arasındaki uçurumların, sosyal çalkantıların hepsinin temelinde insan unsuru var…  Milletlerin maruz kaldığı felaketlerin, başarısızlıkların derininde fertlerin bozulması ile ortaya çıkan keyfilikler var…

İşe ehil insanların vaziyet etmesi huzur ve saadetin, emniyetin, kalkınmanın mühim vesilelerindendir. Bu sayede hem vazifesine müdrik, ehil olan kimse, kendisi tatmin olur hem de o iş, layık-ı veçhile yerine getirilmiş olur. Dahası, önemli mevzular sürüncemede kalmadan halledilir. Eğer bu mesele birilerinin idaresi şeklinde ise, hem mahiyetindekiler rahat eder, huzura erer hem de devletin en küçük biriminden en büyük birimine kadar tüm kurumlar arasında koordinasyon sağlanmış olur.  Kişileri ehil olmadıkları işlerde istihdam etme hem o işe, hem o kimseye, hem de o işten etkilenenlere karşı bir zulüm olduğu gibi ülkenin istikrarının önünde en büyük engel oluşturur. Yapılması gereken işler akim kalır, ehil olmayan kimse, başarısız olacağından mahcup olur veya o işi yaparken isteksiz, gönülsüz yapar. Liyakati ile vazife yapan ve vazifesini bi- hakkın yerine getiren insanların da azmini ve heyecanını kırar. Nihayet, işten etkilenen kimseler de ya mazlum olurlar, ya hayal kırıklıkları yaşarlar, ya da mağdur kalırlar. O nispette de nasıl ki vücudun uzuvlarından birinde rahatsızlık olduğunda tüm vücut etkileniyor, aynen onun gibi devletin kurumlarından birinin işleyişindeki aksaklık tüm kurumların o nispette etkilenmesine sebebiyet verir.

Devleti kişilerin ikbal beklentilerine kurban etmeyecek, onları dokunulmazlık zırhına büründürmeyecek ehil insanların işe vaziyet etmesi, en aşağısından en yukarısına kadar denetim mekanizmasının işlemesi bir zaruret olarak ele alınması ve üzerinde kafa yorulması gereken konudur. Zira emanetin ehline verilmediği yerde kargaşa hakim olur. Birileri hak etmedikleri servetlere sırtlarını devlete dayayarak ulaşıp, milletin tepesinde tepinirken her geçen gün mağdurların sayısı çoğalır.

 Ülkede Liyakatsiz bir kısım yetkililerin makam ve mevkilerini istismar ederek kendileri ve dostları için ikbal kapısına dönüştürdüklerini söylemenin sorunun çözümüne katkı sağlamayacağı aşikârdır. Eğer, bir idareci, bir müdür, siyasi parti teşkilatlarında görev yapanlar, sadece egolarını tatmin etmek, makamından aldığı yaptırım gücünü devletini ihya etmeye değil de, kendi beklentilerini karşılamaya bir araç olarak görüyor ve öyle davranıyor ise, merdivenleri üçer beşer tırmanayım da daha daha yüksek yerlere geleyim diye siyasilerin etrafında pervaz edip duruyor ise, muhataplar da, bu benim adamım bu öbür partinin adamı mülahazası ile duruma yaklaşılıyor ise, önce bu kanalın tıkanması gerekir. Bu kanalı tıkayacak güçlü bir iradenin de topluma hissettirilmesi elzemdir.

Tabiî ki liyakatin hayatın her alanında, devlet yönetiminde, siyasette, sporda, terörle mücadelede, devletlerarası ilişkilerde ve inançlar zaviyesinden bakıldığında önemi yadsınamayacak kadar çoktur. Başarının önünde en büyük engelde liyakat sorunudur.

 İnançlar zaviyesinden bakınca da aynı durumu müşahade ediyoruz.

 İlmiyle ameli mütenasip olmayan, başındaki sarığı, sırtındaki cübbesi ile kafasının içi boş, şabloncu, insanların kendisine itibar göstermesine hakikatin izini sürmekten daha fazla değer veren, ruhunda devamlı med- cezir yaşayan, kötülüklerden kaçmayan ama ağzında tekerleme haline getirdiği üç beş cümleyle, dinin sözde felsefesini yapan, bir türlü kendisi olamayan, kendisi kalamayan kirli düşüncelerini inançla örtmeye çalışan, firavunlaşmış egolarına göklerde bile taht beğenmekte zorlanan ama kabak gibi sırıtan bir o kadarda talihsiz, bedbahtlar var ki, ilmin dünyayı yemek için değil müntesibi olduğu dini beslemek için gerekli olduğunu bildiği halde inanç üzerinden şahsi ikbal arayan.

Ben buyum ben şuyum, soyuyla sopuyla övünerek cennete girileceğini zannedenlerin küllerini gidinde bir görün mezarlarında… Sadece bir kuru kafa. Öncesi ile sonrası ne büyük tezat değil mi?

Evet, maalesef bunlar hep bizim toplumumuzun kanayan yarası. O yaranın izale edilmesi de kansere aspirin tedavisi yaklaşımı ile değil, nitelikli insan yetiştirme, toplumun bilinçlenmesi, okuması ve neticede sorgulaması ile doğru orantılıdır. Toplum o zaman sahte kahramanları tanıyacak ve onların arkasına takılmayacak ve nihayetinde toplumun tıkanan nefes boruları açılacak ve Ülke rahata erecektir.

Bu haber toplam 371 defa okunmuştur

 
Ana Kategori
 
REKLAM

 

 YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

• LİYAKAT Mİ MENSUBİYET Mİ?.
• SIĞINILACAK LİMAN.
• ERZİNCAN’IN KALKINMA FAKTÖRLER.
• ERZİNCAN’DA SİYASETİN NABZI.
• ES ERZİNCAN ES!.
• TARİF EDİLEMEYEN SOL.
• ERZİNCAN’IN GAZETECİLER CEMİYE.
• BU GİDİŞ NEREYE?.
• HANGİ DEĞİŞİM?.
• KESİNTİSİZ DEMOKRASİ.
• ERZİNCAN’A BAKARAK.
• BAŞKA VATAN YOK.
• HUZUR KENTİ ERZİNCAN.
• TAM GÜN.

Can Erzincan Haber   |   Son Dakika   |   Künye

Web Sitesi - Site Kur , Site Aç, Site Yap