Av. Namık NAS (“)
AAO. Başkanı
YİNE DE CUMHURİYET
Klasik bir değimle, “ülkemiz çok zor günlerden geçmektedir. Anayasanın çiğnendiği, bölgesel yönetimler adı altında federasyonun tartışıldığı, iki dilli, iki bayraklı özerklik isteklerinin ayyuka çıktığı, terörün arttığı ve azdığı, teröristlerle mücadele yerine müzakerelerin yapıldığı, İmralı”daki bebek katili teröristle masaya oturulduğu, affının olmazsa hapis cezasının ev hapsine çevrilmesinin konuşulduğu bir dönemdeyiz.
Parlamenter sistem yerine Milli Şef dönemlerini çağrıştıran iki partili sisteme dayalı baskıcı bir başkanlık rejiminin arzu edildiği, yargının siyasallaştırılmak istenildiği, yolsuzluk ve rant ekonomisinin ayyuka çıktığı, yoksulluğun göz ardı edildiği bir dönemdeyiz.
TRT Kanununda yapılan değişiklik ile de ülkemizin bir bölümündeki vatandaşlarımızı etnik bir ayrıma tabi tutarak “Kürtçe” yayın yapmak suretiyle bizzat Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı eliyle bölücülük yapıldığı, üniter milli devlet yapımızın zedelendiği bir dönemdeyiz.
Cumhuriyet değerlerinin örselendiği, cumhuriyet rejimi ile bir rövanş yapıldığı izlenimi veren sekiz yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ülkemize çok zor günler yaşatmaktadır.
Milletimizin birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır. Bazılarının beğenmediği ve değiştirmek istedikleri yürürlükteki Anayasamızın 3. maddesini bir daha okuyalım.
“md.3 “Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Dili Türkçe’dir Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al
bayraktır. Milli marşı, ‘İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır.”
Anayasa; Devletin niteliğini, temel kurumlarını, devletin yetkilerinin sınırlarını, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen kurallar bütünüdür.
Anayasa, o ülke kanunlarının üstünde bir konuma sahip ve aynı zamanda kanunların da kendisine aykırı olup olmadığını düzenleyen bir yapıya da sahiptir. Hak ve yetkilerin sınırlarını da belirleyen anayasa, aynı zamanda ülkeyi yöneten siyasi iktidarın yetkilerinin de neler olduğunu belirlemektedir.
Anayasa Mahkemesi de, bu hak ve yetkilerin kullanılması sırasında veya yönetimin sınırlarını aşması halinde anayasaya aykırılıkların denetlenmesi için kurulmuştur. Ancak bu yapı şimdi örselenmekte ve siyasallaştırılmakta Anayasa ile birlikte üniter milli devlet yapımızda dumura uğratılmaktadır.
Bilindiği gibi üniter devlette teklik esastır. Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmezliği temel kuraldır. Üniter Devlette; Devletin yasama, yürütme, yargı organları dâhil olmak üzere, ülkesi, milleti ve egemenlik unsurlarının tekliği önem arz etmektedir. Üniter devlet, tek bayrak, tek devlet, tek millet, tek dil demektir. Atatürk’ün değimi ile “Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk Milleti denir.” Bu milletin Asgari müşterek değerleri vardır, bunlar;
1) Ülkemizin Üniter devlet yapısıdır.
2) Devletin birliği ve tekliğidir.
3) Türk Milletinin bölünmez bütünlüğüdür.
4) Vatanın birliği ve tekliğidir,
5) Dilin ve Bayrağın tekliğidir,
6) Demokratik, sosyal ve laik hukuk devletine, Hukukun Üstünlüğüne sahip çıkmaktır.
7) Parti, grup, dernek, ırk, mezhep, soy ayrımı gözetmeksizin, ülke bütünlüğünü her şeyden üstün tutmaktır.
8) Her konuda çifte standartlı yaklaşımdan kaçınmaktır.
9) Cumhuriyet rejimine sahip çıkmaktır.
10) Cumhuriyet derken, buna sahip çıkmak ve saygılı olmamız en başta sayılması gereken asgari müşterek değerimizdir.
Ancak bu müşterek değerlerimiz seçim kazanmak uğruna zedelenmekte özellikle Kurtuluş Savaşı sonrası kabul edilen Cumhuriyet rejimi ile de adeta kavga edilmektedir. Aslında bize düşen görev kavga etmek değil cumhuriyete saygı duymaktır.
Cumhuriyete saygı; soy, boy, aşiret vb. mensubiyetlerden uzak, millet şemsiyesi altında Türk Milletine saygıdır.
Cumhuriyete saygı; Türk diline, Türkçeye saygıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisine saygıdır. Türk tarihine saygıdır. Temel değerlerimize, asgari müşterek değerimize saygıdır. Ülke Menfaatlerimizi savunurken tavizci olmamaktır. Türk örf, adet, gelenek ve göreneklerine saygıdır. Türk sanatına saygıdır. Kendimize saygıdır. Üç kıtaya hükmeden Osmanlı”dan sonra askeri terhis edilmiş, silahları toplatılmış olan Türk Milletinin, yokluk, açlık ve sefalet içinde elindeki çapası, yabası, kırık dökük bulabildiği silahı ile tüm zorluklar içinde Kuvayı Milliye Ruhu ile “Cumhuriyeti biz kurduk onu yükseltip yüceltecek olan sizlersiniz” diyen, Atatürk’e saygıdır.
Dün, yedi düvele karşı bunu başardık, bugün içimizdeki cumhuriyet karşıtlarına, işbirlikçilere ve 2. cumhuriyetçilere karşı hayli hayli başaracağımıza herkes emin olmalı.
Türk Milliyetçileri, “YİNE DE CUMHURİYET” diyor. Ve herkesi Cumhuriyete saygıya, koruyup kollamaya davet ediyoruz.
Not: 93 yıl önce Erzincan’ı düşman işgalinden kurtaran ve Cumhuriyet rejimi içinde bize emanet eden şehitlerimizi rahmetle anarken hemşehrilerimin, 13 Şubat Erzincan’ın kurtuluş gününüzü tebrik ediyorum.
---------------------
(“) İstanbul Barosu Avukatlarından